Yankı

Yağmur sesinden başka tüm seslerin kısıldığı, üzerime bir hırka giyerek vücudumu, birkaç satırla ruhumu, kahveyle içimi ısıttığım saatlerimdeyim. Etraf sessizleşince birde üstüne yağmur yağınca gerçekliğin basitliği beliriyor bugün içimde. İstediğim anda kendi içime çekilebiliyorum; çünkü insanın çekilebileceği hiçbir yer kendi içinden daha dingin, daha erinçli olmadığını düşünüyorum. Bir insanın en yüce, en asil, en saf yanının ruhu olduğunu okumuştum. Zihin düşünür tartışır ama günün sonunda kalp bilir ve yola devam eder. Mutlu muyuz kendi içimizde? Mutlu muyum? Ben gerçekten de mutluluğun bir durum olduğuna inanan tarafdayım. Mutsuzluk bir durum olabilir ama mutluluk, doğası gereği bir an diye düşünüyorum. O an birkaç saniye sürebilir, bir dakika, bir saat, bir gün ve bir gece fakat hiçbir zaman bir hafta kadar uzun olabileceğini zannetmiyorum.

“Mutluluk bir fotoğraf gibi. Ve daha çok senin söylediğin ve hissettiğin ile bağlantılı. Bir şeye hayranlıkla bakakalmak gibi…” İnsanlar tesadüf eseri yaşamımıza girmiyor bence. İnsankişisi farkında olmasa dahi sorguladığı, sorduğu sorulara cevap olsun diye insanları kendi seçip çağırıyor. İpleri dolaşmış uçurtma misali kalbim. Bir şeylere anlam yüklerken buluyorum kendimi. Kendi içimin gezginiyim. Çok konuşamıyorum bu aralar. Konuşarak ifade edemediklerimi kağıda dökmeyi, elime kalemi her aldığımda baş başa kaldığım bu kadına her seferinde hayran oluyorum. Yazarken büyütüyorum kendimi belki bilemiyorum.

Yaşadığım şu son iki günün bende bıraktığı yankısı çok kıymetli. Bazı hikâyelerin kahramanı yoktur. Birinin hiçbir şey yapmadan, öylece, kendi halinde olmasının bile insana iyi gelen bir tarafının olduğunu hatırlıyorum. İyi geliyor.

Haftaya Görüşmek Üzere

Evrim Onuk

Paylaş:

Şimdi Keşfedin!

Yazılarım

Deniz Kenarı

Yazım Kıştan ilkbahara yürüyoruz. Bir şarkı fonda; adımlarımı hızlandırır gibi durmaksızın akan, daha çabuk denize ulaşsın diye sokaklar ve tam nakaratta bulayım diye kendimi bir

Yazılarım

Sınav, Sabır, Sebat

Gözlerimi kapattım. İki elimle göğüs kafesimi iki yana doğru sonuna kadar açtım. İçime dolan ve boşalan nefesimi ve kalbimi dinledim. Öylece açınca göğsümün ortasını, sanki

L'Atelier SoHo